
Neden AV1?
AV1’in en büyük iddiası, H.264 (AVC) ve halefi H.265 (HEVC) gibi halihazırda yaygın olarak kullanılan kodeklere kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha verimli olması. Bu, özellikle yüksek çözünürlüklü içeriklerin — 4K, hatta 8K videoların — çok daha az veri kullanarak izleyiciye ulaştırılabileceği anlamına geliyor. Özellikle internet bağlantısının sınırlı olduğu bölgelerde bu avantaj, içerik sağlayıcılar için büyük bir fark yaratabilir.

Hatta Google Chrome, Microsoft Edge, Firefox ve Safari gibi büyük tarayıcılar bile AV1 desteğini çoktan sağlamış durumda. Apple ise iPhone 15 Pro’dan itibaren AV1 donanım desteğini cihazlarına entegre etmeye başladı. Ancak tüm bu gelişmelere ve desteğe rağmen Max, Peacock ve Paramount+ gibi bazı büyük yayın platformları AV1’e geçiş yapmadı.
Neden yaygınlaşmıyor?
AV1’in yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel, donanım desteği. AV1’in sunduğu yüksek verimlilik beraberinde yüksek işlem gücünü de getiriyor. Bu da hem içerik üreticileri hem de tüketici cihazları açısından ekstra yük anlamına geliyor. Özellikle donanım hızlandırması olmayan cihazlarda yazılımsal çözümler devreye giriyor ama bu da pil ömrü, ısınma ve performans sorunlarına yol açabiliyor.

Bugün itibarıyla AOMedia, Netflix içeriklerinin yaklaşık yüzde 95’inin AV1 ile kodlandığını açıklarken, YouTube’da bu oran yüzde 50 civarında seyrediyor. Ancak yine de birçok platform hâlâ AV1’e tam geçiş yapmış değil. Bu biraz da “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” ikilemine benziyor. AV1 içerikleri henüz yaygın değilken donanım üreticileri neden bu teknolojiyi desteklesin? Ya da yeterince destekleyen cihaz yokken içerik üreticileri neden bu kodekle uğraşsın?
Öte yandan AV1’in elbette rakipleri var. 2020 yılında finalize edilen VVC (Versatile Video Coding) ya da diğer adıyla H.266, sektörün köklü oyuncuları olan MPEG ve VCEG tarafından geliştirildi. VVC, HEVC’ye göre yüzde 50 daha iyi sıkıştırma oranı sunarak AV1’i teknik olarak geride bırakabiliyor. Ancak en büyük handikapı, telif hakkı meselesi. AV1’in aksine VVC’nin kullanımı ücretsiz değil; lisans ücretleri var. Bu arada AV1’in verimlilik konusundaki iddiası, ne yazık ki bir bedelle geliyor: zaman ve enerji tüketimi. Bu durum, içerik üreticilerinin daha uzun sürelerde video işleme yapmasına ve kullanıcı tarafında daha yüksek güç tüketimiyle karşılaşmasına yol açabiliyor.
Ek olarak AV1’in “ücretsiz” olma vaadi bile tartışmalı hale gelmiş durumda. Yıllardır video kodeklerinin kullanımı, genellikle patent havuzları aracılığıyla lisanslanıyor. Bu havuzlar sayesinde şirketler yüzlerce patente tek bir anlaşmayla erişebiliyor. HEVC ve VVC gibi kodeklerin lisansı için Via Licensing Alliance, Access Advance ve Sisvel gibi kurumlar aktif rol oynarken, son yıllarda bazı patent havuzları AV1’in de kullandığı teknolojiler için telif talebinde bulunmaya başladı.
AV1 bitmedi, hatta sıradaki geliyor
Tüm bu belirsizliklere rağmen AOMedia ve destekçileri, AV1’in çevrim içi yayıncılığın geleceği olduğuna inancını sürdürüyor. AOMedia’ya göre AV1, muhtemelen sonsuza kadar bizimle olacak. Öte yandan bir sonraki varyant üzerinde de çalışmalar yürütüldüğüne dair sinyaller veriliyor. AOMedia’nın, 2025 yılı içinde, muhtemelen yılın sonlarına doğru yeni bir kodek tanıtacağı belirtiliyor.